Milano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2014 Salı

Bir Lezzet Tapinagi: PECK Milano

Ister is gezisi, isterse turistlik ziyaret, her ne sebeple olursa olsun, eger yolunuz Milano'ya duserse ve gastronomiye duskunseniz, ziyaret edeceginiz adreslerden bir tanesi de  mutlaka "PECK" olmalidir.

1800'lu yillarin sonunda Mr. Francesco Peck Prag'dan Milano'ya gelir ve ticaret yapmaya baslar. Milano halkinin zaman icerisinde daha sofistike yiyeceklere yoneldigini goren Mr. Peck, 1898 yilinda Via Orefici'de bir magaza acarak Alman usulu sosis ve tutsulenmis et satmaya baslar. Mr. Peck kisa zamanda farkini ortaya koyar ve sehirdeki unu gunden gune yayilir. 1900'lerin hemen basinda Peck, halen faaliyet gosterdigi Via Spadari'ye tasinir. Peck artik sadece bir sarkuteri degil ayni zamanda Milano'nun zenginlerinin bir araya geldigi bir sosyal kulup halini almistir. 1930'lara gelindiginde Peck artik entellektuellerin ozel yemekler tertip ettigi bir mekan olmustur. 1960'larda Italyan ekonomisi zirve yaparken, Amerikan yasam tarzi da ozellikle Milano'ya hakim olmaya baslar. Peck bir yandan geleneksel sunum tarzina devam ederken bir yandan da hazir yemekler, lezzetli sandvicler hazirlayarak yeni trende de ayak uydurur. Ayni zamanda Peck, Milano'lu ailelerin ozellikle noel ve yilbasi yemegi gibi ozel gunlerinde alisverislerini yaptigi en onemli adres haline gelir.

Yaklasik 130 yillik tarihi gecmisi olan Peck Milano, halen Via Spadari 9 adresinde hem sarkuteri hem de restoran kismiyla gunumuzde de gastronomi ziyafeti sunmaya devam eder.


Daha Büyük Görüntüle

Peck'in sarkuteri kismi yemek severlere tam bir gastronomi soleni sunar. Bir yiyecek marketinden cok sanki ozenle dekore edilmis bir butik geziyor hissine kapilirsiniz. Gastronomik lezzetlerin sunuldugu bolum adeta yemek severlerin aklini basindan alir. Ozenle hazirlanmis mezelerin sergilendigi tezgah adeta bir kuyumcu dukkaninin vitrini gibidir.


Peck ayni zamanda en kaliteli sarkuteri urunlerini, cesit cesit peynirleri, taze makarnalari, ekmekleri begeninize sunar. Tum bunlarin yaninda ozenle hazirlanmis sicak yemekler sizleri bekler. Taze meyva ve sebzeler ile her turlu eti bulabileceginiz kasap reyonunu da unutmamak gerekir.

Peck'te sergilenen cesit cesit taze makarnalar

Ravioli cesitleri
Peck'in pastane bolumune ayri bir paragraf acmak gerekir. Bu kisimda sergilenen cikolata ve pastalar ozellikle tatli severlerin aklini basindan alacak kadar cekicidir. Pasta vitrininin sundugu gorsel solen adeta agizlari sulandirir.



Ve tabiki sarap. Peck'in zengin sarap kavinda seckin Italyan saraplarinin yani sira butun dunyadan secme saraplari bulmak mumkundur. Oyle ki sisesi binlerce Euro'ya satilan saraplari Peck'te bulabilirsiniz. Icki reyonunda sadece saraplar degil, ayni zamanda tum dunyadan secme likorler de sergilenir.

Peck'in restoran kisminda oglen servisi 12:00, aksam servisi ise saat 18:00'de baslar. Milano Duomo'suna cok yakin olan Peck'te lezzetli yemeklerin tadini doyasiya cikartirken bir yandan da unutulmaz bir gorsel solen yasarsiniz.

Son Soz...

Peck'in lezzetlerini tum detaylariyla anlatmak sayfalar surer. Yolunuz Milano'ya duserse, yuz yildan bu yana hizmet veren ve tarihi boyunca Milano'nun sosyal hayatina yon vermis onemli adreslerden birisi olan Peck'i mutlaka ziyaret edin. Peck'in hem restoran hem de sarkuteri kismindaki fiyatlar Milano ortalamasinin uzerinde. Eger gercek bir yemek duskunuyseniz, birseyler yemeseniz hatta satin almasaniz da Peck'e ugrayip o atmosferi yasamanizi siddetle tavsiye ederim. Ayrica damak tadina duskun dostlariniza Italyan lezzetlerinden tattirmak isterseniz eger, Peck'te sahane hediyelik urunler de bulabilirsiniz.

Sevgilerimizle,

27 Mart 2014 Perşembe

Sokaktan Yukselen Enfes Koku: Luini Milano

Biz Turklerin mutfak kulturunun vazgecilmez ogelerinden bir tanesi, basta simit olmak uzere enfes sokak lezzetleridir. Simit, doner ekmek, lahmacun, kokorec, midye dolma, midye tava ve hatta ekmek arasi kofte. Oyle zengin bir hizli yemek kulturumuz vardir ki, uluslararasi fast food zincirlerinin ulkemizde bu kadar cok yayilmasi beni hep cok sasirtmistir.

Italyan kulturunde ise yemek, hizli bir sekilde gecistirilemeyecek kadar onemlidir. Bundan dolayidir ki ozellikle oglen saatlerinde halen bircok magazanin 3 saate yakin sure kapali kalmasi aliskanligi devam etmektedir. Uzun ogle tatilinin birinci amaci uzun uzun yemek yenilebilmesi icindir. Dolayisiyla hizlica atistirilabilecek sokak lezzetlerinin Italya'da bizdeki kadar yaygin oldugunu soyleyemeyiz.

Elbette insanlarin hergun uzun uzadiya yemek yiyecek vakti bulabilmesi mumkun degildir. Ustelik her zaman, ozellikle oglen yemeklerinde, mukellef bir yemek yiyecek kadar butceniz olmayabilir. Bir de kisitli zamanlarini yemek yiyerek harcamak yerine, cok daha verimli bir sekilde degerlendirmek isteyen turistleri unutmamak gerekir.

Iste burada devreye Panzerotti girer. "Panzerotti, Pizza'nin kapali formu olan Calzone'nin kucultulerek, elde yenecek boyuta indirgenmisidir" desek yanlis olmaz. Orta ve Guney Italya'ya has bir yiyecek olan Panzerotti'nin ana vatani Guney Italya'daki Puglia Bolgesidir. Hem firinda hem de yagda kizartilarak pisirilen Panzerotti'nin klasik olani mozzarella ve domates ile hazirlanir ancak tatlisindan tuzlusuna bircok degisik cesidini de bulmak mumkundur.


Milano Duomo'sunu oglen saatlerinde ziyaret ederseniz eger, Duomo civarinda gerek ayakta duran gerekse bir kaldirim kenarina ya da banka oturmus buyuk bir istahla ellerindeki Panzerotti'leri yiyen insanlara rastlarsiniz. Zira Milano'nun en unlu Panzerotti firini Duomo'nun cok yakininda bulunan Luini'dir.


Aslen Puglia'li olan ve firincilikla ugrasan Luini ailesi, 1949 yilinda anne Giuseppina Luini'nin onculugunde Milano'ya tasinir ve en iyi bildikleri is olan firinciligi burada surdurmeye baslar. Luini Firini onceleri sadece ekmek yapip cevredeki restoran ve otellere dagitir. Daha sonra bayan Luini'nin yaraticiligi devreye girer ve yoresinin lezzeti olan Panzerotti'yi yapip satmanin Milano'nun yasam tarzina cok uygun olduguna karar verir. Boylece gunumuzde Milano'nun lezzet simgelerinden birisi olan Luini Panzerotti Firini dogar.

Bize gore Milano'da Duomo ziyareti mutlaka Luini'den alinacak bir Panzerotti ile tamamlanmalidir. Via Santa Radegonda 16 adresinde faaliyet gosteren Luini, Duomo'ya sadece 200 metre mesafededir. Duomo civarinda kime sorsaniz Luini'nin yerini size gosterir.

       
Daha Büyük Görüntüle

Luini'ye ulastiktan sonra yapmaniz gereken, onlarca farkli Panzerotti'den birisini secmek ve afiyetle yiyebileceginiz bir kose bulmaktir. Zira Luini'de sadece paket servis hizmeti verilmektedir. Yani oturabileceginiz bir yemek salonu yoktur. Luini, lezzetli olmasinin yaninda Milano'da karninizi en ucuza doyurabileceginiz alternatiftir. Luini'de Panzerotti 2.70 Euro'ya satilmaktadir. Pazar gunleri kapali olan Luini, pazartesi gunleri saat 10.00'dan 15.00'e, diger gunler ise saat 10.00'dan 20.00'ye kadar hizmet verir.


Son Soz..

Basta genclerin ve turistlerin gozdesi olan Luini'nin onune vardiginizda, her iki yonden gelen uzun bir kuyrukla karsilasmaniz muhtemeldir (ozellikle oglen yemek saatlerinde). Bu uzun kuyruk gozunuzu korkutmasin ve sizi caydirmasin. Zira Luini'de sadece paket servis oldugundan kuyruk cok hizli ilerler. Umdugunuzdan cok daha hizli bir sekilde amaciniza ulasirsiniz.


Sevgilerimizle,

24 Mart 2014 Pazartesi

Sehrin Buyusu: Duomo di Milano

Bembeyaz mermerden bir dantel misali islenmis kocaman bir yapi. Ne Vatikan'daki Aziz Petrus Katedrali, Ne Gaudi'nin Barcelona'sindaki Sagra da Famiglia'si ne de Paris'in meshur Notre Dame kilisesi... Bambaskadir Milano'nun Duomo'su. Cogu zaman puslu olan Milano sehrinin kalbinde, sanki karlarla kapli bir masal diyarindan kopup gelmiscesine, bir gunes gibi parlar Duomo. O kadar buyuleyici bir goruntusu vardir ki dakikalarca gozlerinizi alamadan seyredersiniz.



Katedralin goz kamastirici goruntusunun bunyenizde yarattigi hipnoz halinden kurtuldugunuzda, binanin disindaki ayrintilar ilginizi cekmeye baslar. Katedralin disi, beyaz mermer ile adeta bir dantel gibi islenmistir. Binlerce heykel ile kapli olan dis cephenin detaylari adeta insanin gozlerini kamastirir.

Milan Duomo'sunun Dis Cephe Detaylari
Milano'nun ilk katedrali 355 yilinda tamamlanmistir. Sehrin ilk katedrali ve bazilikasinin 1075 yilinda cikan bir yanginda ciddi bir sekilde zarar gormesinin ardindan, zamanin Baspiskopos'u olan Antonio da Saluzzo'nun emriyle 1386 yilinda simdiki katedralin yapimina baslanmistir. Hirsitiyanlik tarihinin Avrupa'daki en eski binalarindan olan ilk Milano katedralinin vaftizhanesi halen Duomo'nun altindadir ve ziyarete aciktir.
Duomo'nun altindaki 355 yilinda yapilmis olan eski Vaftizhane 

1386'da insasina baslanan Milano Duomo'sunun son detaylari ancak 20. yuzyilda tamamlanabilmis ve katedralin insasi 1965 yilinda sona ermistir. Resmi bitis tarihi olarak 1965 yili telaffuz edilse de, bina teknik olarak halen tamamlanmis degildir. Ne zaman ziyaret etseniz bir bolumunde insaat calismalarinin devam ettigine tanik olursunuz. Bir rivayete gore, bitince sadece Italya'nin degil, tum dunyanin mali olacagi soylendigi icin katedralin insaati hicbir zaman tamamlanmayacaktir.

Gotik tarzda insa edilmis olan katedral sadece goz kamastiran goruntusu ile degil, buyuklugu ile de ihtisamlidir. Ayni anda 40 bin kisinin ibadet edebilecegi katedral, 11,700 metrekarelik yuzey alaniyla Avrupa'nin en buyuk dorduncu, dunyanin en buyuk besinci katedralidir. Katedralin en yuksek noktasi 108,5 metrelik kule olup bu kulenin uzerinden som altindan yapilmis olan "Madonnina" (Kucuk Madonna, Bakire Meryem) heykeli bulunur.

Ekonomik kriz sebebiyle Italyan hukumetinin sanat eserleri icin ayirdigi butcede kisintiya gitmesi, katedralin bitmek bilmeyen restorasyonunu tehlikeye sokmustur. 2012 yilinda alinan kararla, katedrale gelir saglamak amaciyla  binanin catisinda bulunan 135 adet "gargoyle" nin (canavar seklindeki heykelcik) sahiplendirilmesine baslanmistir. Kiliseye en az 100 bin euro bagislayanlarin isimleri kulelerin uzerindeki heykelciklerin altina yazilarak isimlerinin olumsuzlestirilmesi saglanmakta, bu sayede kilise ek gelir elde etmektedir.

Sahiplendirilerek kiliseye gelir saglamasi amaclanan Gargoyle'lerden bir tanesi 
Kubbe yuksekligi 65.5 metre olan katedralin guney tarafindaki asansor veya merdivenler vasitasiyla catisindaki terasina cikmak mumkundur. Catiya merdivenle cikmak icin 7 Euro, asansoru kullanarak cikmak icin 12 Euro odemeniz gerekir. Katedralin catisindan Milano sehrini kusbakisi seyredebilirsiniz.

Milano Duomo'sunun Terasi

Katedralin ici de en az disi kadar etkileyicidir. Iceriye girerken bazi kiyafet zorunluluklarini yerine getirmeniz gerekir. Devasa boyuttaki ic alanda en dikkat ceken detaylar ise camlardaki muhtesem vitraylar ve tarih boyunca kiliseye hizmet etmis olan bazi onemli kardinallere ait mumyalardir. Ayrica kilise icerisindeki "San Bartolomeo" heykeli ince isciligi ve hatlardaki detaylariyla essizdir. Kilise ibadet haricinde bazi sanat etkinliklerine de ev sahipligi yapmaktadir. Ic mekanin muhtesem akustik performansi nedeniyle bazi ozel gunlerde kilise icerisinde klasik muzik konserleri de duzenlenmektedir.

Duomo'nun pencere camlarindaki muhtesem vitraylar
San Bartolomeo Heykeli


Kardinal Schuster'in Mumyasi

Son Soz...

Duomo'yu ziyaret etme imkani bulursaniz sadece kilisenin icini gezmek ile yetinmeyin. 13 Euro'luk kombine biletten satin alin ve bu bilet ile hem teras hem eski vaftizhane hem de hazine dairesini mutlaka gorun.

Duomo meydanindan katedrale dogru baktiginizda, sol tarafinizda tarihi "Galleria Vittorio Emanuele II" pasaji, sag tarafinizda ise "Museo del Novecento" yu goreceksiniz. Pasaji gezmeye mutlaka vakit ayirin. Eger vaktiniz varsa mutlaka Novecento'daki sergilere de bir goz atin.

Sevgilerimizle,
           

27 Şubat 2014 Perşembe

Da Vinci'nin Sifresinden Spontini'ye

Milano; belki Venedik gibi romantik, Roma gibi tarih dolu ya da Floransa gibi sanat kokan bir sehir degil ancak Italya'nin ticaret baskenti, fuarlar sehri, modanin merkezi.

Tarihi olarak olmasa da ticaret anlaminda Italya'nin Istanbulu'dur Milano. Ayni zamanda fuarlar sehridir. Hemen her hafta onemli bir uluslararasi fuara ev sahipligi yapar. Milano, dunya modasina yon veren birkac onemli sehirden biridir ve alisveris tutkunlarinin goz bebegidir. Kuzey Italya'daki konumu nedeniyle, son zamanlarda turistlik turlarin ugrak noktalarindan birisi haline gelmistir.

Ister is, ister alisveris icin ya da turist olarak her yil binlerce Turk'un yolu Milano'ya dusmektedir. Elbette Milano'da onlarca gosterisli ve pahali restoran vardir. Fakat biz bugun size, hem orijinal ve lezzetli hem de kisi basi 10 Euro'nun altinda karin doyurabileceginiz ekonomik bir alternatifi paylasacagiz. Ustelik bu alternatif turistlik degil. Bir Milanese (Milanolu) gibi gidip karin doyurabileceginiz bir lezzet noktasi: Spontini...

Ikinci dunya savasindan once bir cok Toskana'li Milano'ya gelir ve "Cibi Cotti" (Sicak Yemek olarak Turkce'ye cevirebiliriz) diye adlandirilan kucuk lokantalar ya da sadece paket servis hizmeti veren dukkanlar acarlar. Iste Spontini de bu sekilde dogar ve 1953 yilinda Milano'nun kozmopolit caddelerinden Corso Buenos Aires'te ilk subesini acar. Ilk sube, Spontini'ye ozgu domates soslu dilim pizzayi sadece paket servis konseptiyle satmaya baslar. Daha sonra kucuk dukkanin icerisine ayakta hizlica pizzanizi yiyebileceginiz tezgahlar yerlestirilir. Kendine ozgu pizzasi ve kalitesiyle Spontini kisa zamanda buyur ve "spesiyal urun" konseptiyle Milano'lularin favorisi olur.

Bugun Spontini, Milano'daki 6 subesiyle hizmet veriyor yarattigi tek urun konseptini halen buyuk olcude devam ettiriyor. Yeni nesil orjinaline sadik kalarak birkac kucuk degisiklik yapmis olsa da, Spontini hala bir aile isletmesi olarak hizmet vermeye devam ediyor.


Duomo Meydani'na yakin olan subesi sadece paket servis olarak hizmet veriyorken, diger 5 subede artik oldukca basit bir sekilde dekore edilmis masalarda yemek yemek mumkun. Spontini'nin is modeli ve konsepti bize Bursa Tayyare Kultur Merkezi'nin yanindaki orjinal Iskender lokantasini hatirlatiyor.

Spontini'nin Pizzasi kendine ozgu ve alisilmis Italyan (Napoli) pizzasindan farkli. Kendileri spesiyal pizzalarinin sirrini soyle acikliyorlar: Milano'nun suyu, ozel unu, Emilia Romagna bolgesinin domateslerinden elde edilen domates sosu, inek sutunden yapilan taze mozzarella ve digerlerinden farkli olarak, soya yagi surulmus bakir tepsiler icerisinde pisirilmesi. Bakir tepsilerdeki bu pisirme sekli pizzanin tabaninin daha citir olmasini sagliyor ve bu da ayri bir lezzet katiyor.


Duomo'daki paket servis veren subesi haric Spontini de bircok Italyan Lokantasi gibi oglen ve aksam olmak uzere gunde iki kez servis veriyor. Oglen ile Aksam servisleri arasinda ise kapali. (14:30 - 18:30 arasi). Yilin 365 gunu acik olan Spontini sadece Noel zamani 24 ve 25 Aralik aksam servislerinde hizmet vermiyor.

Tum Spontini'lerde aksam servisinde sadece pizza var. Oglen servisinde ise Lazanya ve Mozzarella da yiyebilirsiniz. Pizza iki boy olarak servis ediliyor: Trancio Normale ve Trancio Abbondante (Bizim soyleyisimizle 1.5 porsiyon). Normal porsiyon fiyati 5 euro iken Abbondante'nin porsiyonu 5.5 Euro. Lazanya ve Mozzarella'nin porsiyonu ise 5 euro. icecekler ise bol. Alkolsuz iceceklerin yani sira sarap ya da bira gibi alkollu icecekleri de tercih edebilirsiniz.



Pizza Normale ve Pizza Abbondante

Lazanya
Santa Maria delle Grazie'yi ziyaret ettikten sonra, benim cok sevdigim ve gercek Milano havasini soluyarak Corso Vercelli uzerinde yapacaginiz 8-10 dakikalik bir yuruyus ile Spontini'nin Via Marghera subesine ulasabilirsiniz. Asagidaki haritaya tiklayarak Da Vinci'nin Sifresinden Spontini'ye nasil ulasacaginizi gorebilirsiniz. Da Vinci'nin "Son Aksam Yemegi" ni gordukten sonra Spontini'de karin doyurmak harika olacaktir. 




Daha Büyük Görüntüle

Son Soz...

Spontini Milano'da ucuz ve lezzetli bir bir alternatif. Mekanin rahat olusu ve damak tadinin cocuklara cok uygun olmasi nedeniyle ozellikle cocuklu aileler tarafindan cok tercih ediliyor. Bu yuzden Spontini'ye giderseniz bir sure kuyrukta bekleme ihtimalini de goze almalisiniz...

Sevgilerimizle,

16 Şubat 2014 Pazar

Da Vinci'nin Sifresi...

Milano'daki tarihi yapilarin en guzellerinden birisi Santa Maria della Grazie Kilisesi ve Manastiridir.

Santa Maria della Grazie'yi asil cekici kilan detay kilisenin disinda degil, icerisinde gizlidir: Da Vinci'nin Sifresi... Dunyanin en onemli sanat eserlerinden birisi... Son Aksam Yemegi ya da The Last Supper (L'ultima Cena)...

Zamanin Milano Duk'u olan Francesco Sforza, kucuk bir sapel'in bulundugu yere yeni bir kilise ve manastir insa edilmesi emrini verdi. Manastir kismi 1469 yilinda tamamlansa da kilise kisminin yapimi daha uzun surdu. Yeni Milano Duk'u Lodovico Sforza, insasi suren kilisenin ailesinin defin mekani olarak yeniden dizayn edilmesini talep etti. Boylece 1490 yilinda bugunku Santa Maria della Grazie yapisi ortaya cikti.

Santa Maria Delle Grazie
Ve Ronesans doneminin dahi cocugu Floransa'li Leonardo... Mucit, mimar, muhendis, geometri bilimci, anatomist, ressam, heykeltras, botanik bilimci, jeolog, muzisyen, yazar. Dunyaya yuzlerce eser birakmis olan Italyan dahinin en cok bilinen iki eserinden birisi "Mona Lisa" tablosu ve bir digeri de Isa'nin son aksam yemegi sahnesinin resmedildigi "Son Yemek" (Last Supper veya L'ultima Cena) cizimidir. Cogu kez karistirildigi uzere Son Yemek bir tablo degil, bir duvar boyamasidir. Ve evet Leonardo Son Yemegi, Santa Maria della Grazie'nin yemekhane duvarina cizmistir.

Milano La Scala Meydanindaki Leonardo Heykeli
Leonardo, 1452 yilinda Floransa yakinlarindaki Vinci kasabasinda gayrimesru bir cocuk olarak dunyaya geldi. Buyukanne ve buyukbabasi olene kadar Vinci'de yasadi. 1469 yilinda Floransa'ya, babasinin yanina tasindi. O yillarda gayrimesru cocuklar universiteye kabul edilmedigi icin, resim yetenegini goren babasi onu donemin en unlu sanatcilarindan birisi olan Verrocchio'nun atolyesine cirak olarak verdi. Ustun yetenegi sayesinde, donemin Floransa Duk'u olan Medici ailesinin emrinde calismaya basladi.

1482 yilinda kendisi de yetenekli bir muzisyen olan Leonardo, at basi seklinde gumusten bir Lir (muzik aleti) yapti. Floransa Duk'u Lorenzo de'Medici, bu Lir'i, aralarindaki barisin bir teminati olarak Milano Duk'u Ludovico Sforza'ya hediye etmesi icin Leonardo Da Vinci'yi gorevlendirdi. Iyi ki de gorevlendirdi. Bu sayede Leonardo'nun sanatinin altin cagi basladi. Leonardo, 1482 yilindan Milano'nun Fransizlar tarafindan isgal edildigi 1499 yilina kadar Milano'da kaldi. Duk Ludovico'nun destegiyle onlarca sanat eseri dogdu.

Dunyanin en cok bilinen sanat eserlerinden birisi olan "Son Yemek" (L'ultima Cena) de bu donemde ortaya cikti. Duk Ludovico'nun istegiyle Da Vinci Santa Maria della Grazie manastirinin yemekhane duvarina "Isa'nin Son Aksam Yemegi" tasvirini boyadi. Hristiyan inanisina gore Isa, carmiha gerilmeden once havarileriyle son bir aksam yemegi yedi. Isa ve havarileri son yemekte Kutsal Kase'den sarap icip, ekmek yediler. Ve bu yemekte Isa Havarilerine, iclerinden birisinin kendine ihanet edecegini soyledi.

Son Yemegin Gunumuzdeki Goruntusu
Ronesans'in dahi ama ayni zamanda asi cocugu olan Da Vinci, bu cizimiyle de Hristiyan dunyasini karistirmayi basarmistir. Hristiyan inancina gore, son aksam yemeginde kutsal kaseden sarap icilip ekmek yenmis olsa da Leonardo'nun ciziminde ne kase ne de ekmek gormek mumkundur. Ayrica Hz. Isa'nin yasadigi donem itibariyle masa etrafina dizili sandalyelere oturarak yemek yemek mumkun degildir. Bu yuzden cizim yillar boyunca simge bilimcilerin ilgi odagi olmustur. Unlu Amerikali yazar Dan Brown, Dan Vinci'nin Sifresi kitabini bu cizimin barindirdigi simgeler uzerine kurgulamistir.

Da Vinci'nin tasviri 1498 yilinda tamamlanmistir. Dahi sanatcinin tamamlayabildigi az sayida isten biri olsa da, yapimi cok uzun surdugu icin zamaninda bircok elestiri almistir. Manastirin o donemdeki bas rahibi, kimi zaman tek bir firca darbesi dahi vurmadan saatlerce eserini seyreden Leonardo'yu Duk Ludovico'ya sikayet etmistir. Ancak yaklasik 4 yil suren bu calismanin sonunda gorenleri hayretler icerisinde birakan, derinligi ile gorenleri adeta o mistik anin icerisine surukleyen bu muhtesem eser ortaya cikmistir. Da Vinci ozellikle, Isa'nin ihaneti acikladigi anda Havarileri'nin yuzundeki saskinlik ifadesini cok iyi yansitmistir. Paris'teki Louvre Muzesine gidip, Da Vinci'nin cizdigi dunya'nin en unlu tablosu olan "Mona Lisa"'yi gorenler muhtemelen tablonun kucuk boyutlarindan dolayi hayal kirikligina ugramistir. Mona Lisa'nin aksine Son Aksam Yemegi tasviri dev boyutlardadir: 460 cm x 880 cm ve tasvir yaklasik olarak 40 metrekarelik bir alani kaplar.

Da Vinci tasviri cizerken, Ronesans ressamlarinin yagliboya oncesinde cok kullandiklari Tempera (zamkli boya da denilen, boyar maddenin tutkal ya da yumurta akiyla karistirilmasiyla elde edilen boya) teknigini kullanmistir. Ancak siva uzerine uyguladigi bu teknik yuzunden resim oldukca dayaniksiz olmustur. Bir rivayete gore, Da Vinci halen hayattayken bazi kisimlar yer yer dokulmeye baslamistir.

Dunyanin en onemli sanat saheserlerinden birisi olan Son Aksam Yemegi yuzyillar boyunca bircok badire atlatmis ancak mucize eseri yok olmadan gunumuze kadar ulasmistir;

Eser, 1499 yilinda Milano'yu isgal eden Fransa Kral 12. Luis tarafindan cok begenildi. Kral tarafindan parca parca sokulerek Fransa'ya goturulmek istense de daha sonra bu fikirden vazgecildi.

Ikinci Dunya Savasi sirasinda, 15 Agustos 1943 gecesi Milano, Ingiliz ve Amerikan hava kuvvetleri tarafindan bombalandi. Santa Maria Della Grazie neredeyse tamamen tahrip oldu. Ancak yine bir mucize gerceklesti ve Son Aksam Yemegi'nin bulundugu duvar sans eseri bu saldirida hasar gormedi.

Saldiri Sonrasi Santa Maria delle Grazie
Eser saldiridan sag salim kurtulmus olsa da, Da Vinci'nin kullandigi teknik sebebiyle yillarin onu yipratmasindan kurtulamadi. Bu muhtesem eser yillar icerisinde neredeyse tamamen silindi. Italyan'lar eseri yok olmaktan kurtarmak amaciyla cok kapsamli bir restorasyon calismasina giristiler. 1982 yilinda baslayan restorasyon tam 17 yil sonra 1999 yilinda tamamlanabildi.

Son Aksam Yemegi'nin 70'li Yillardaki Restorasyon Oncesi Goruntusu

Bu kadar cok badireyi atlatan "Son Aksam Yemegi" bugun sapasaglam bir sekilde Milano'da ziyaretcilerini beklemektedir. En az "Mona Lisa" kadar onemli olan bu eser Milano'ya yolu dusen herkes tarafindan mutlaka gorulmelidir. Ama ne yazik ki "Son Aksam Yemegi"ni gorebilmek hic ama hic kolay degildir.

Yukarida da soyledigim gibi, Da Vinci'nin teknigi bu muhtesem eserin cok hassas olmasina neden olmustur. Tam 17 yil boyunca "Son Aksam Yemegini" tekrar hayata dondurmeye ugrasan Italyan'lar, eserin zarar gormemesi icin cok hassas davranmaktadir. "Son Aksam Yemegi" Pazartesi gunleri ile 1 Ocak, 1 Mayis ve 25 Aralik gunlerinde ziyarete kapalidir. Diger gunlerde ziyaretler sabah 8.15'te baslar ve 19.00'da sona erer. Her yarim saatte bir 25 kisilik bir grup iceriye alinir ve herbir grup resmin oldugu "Cenacolo Vinciano" salonunda sadece 15 dakika kalir. Resmin bulundugu salona ulasana kadar uc tane farkli guvenlik kapisinden gecersiniz. Ziyaret boyunca iki tane gorevli size eslik eder. Sitede yayinladigimiz fotograflara bakmayin, aslinda fotograf cekmek kesinlikle yasaktir :)

Santa Maria Della Grazie'deki gisede giris biletleri 6,5 Euro'dan satilmaktadir. Ancak limitli ziyaretci sayisi nedeniyle gisede bilet bulabilmeniz icin kucuk capli bir mucizeye ihtiyaciniz vardir. Hatta eger Milano'nun olu sehir oldugu Temmuz ve Agustos aylarinda degilseniz giseden bilet bulmaniz imkansizdir. Yaz aylarinda dahi cok ama cok sansli olmaniz gerekmektedir. O yuzden bu eseri gormek icin internet uzerinden biletinizi onceden satin almalisiniz. Online bilet satan cesitli siteler bulmak mumkundur (bir tanesi http://www.cenacolo.it/the-last-supper/). Web'den rezervasyonla satilan biletlerin fiyatlari 20 Euro'dan baslar. Ancak yine de web sitesine girdiginiz andan itibaren muhtemelen iki ay sonrasina kadar musait yer bulamayacaksiniz.

Son Soz...

Milano'ya yolunuz duserse bu sanat eserini mutlaka gormeyi deneyin. Gercekten dunyada gorulmesi gereken en onemli sanat eserlerinden bir tanesidir. Eger bilet bulmaniz mumkun olmasa bile mutlaka gidip en azindan Santa Maria delle Grazie'yi gorun.

Buralara kadar gelmisken ne yiyecegiz? Da Vinci'nin sifresinden Spontini'ye baglaniyoruz. Spontini icin bir sonraki yazimizi bekleyin.



Sevgilerimizle...